yazmasam deli olacaktım!
Eylül, 2009
29 Eylül 2009′u Böyle Geçirdim
29 Eylül
Üniversite hayatımın ikinci günü de dünkü gibi güzeldi. Ama söylemek istediklerim var.
Aslında bu yaşadığım tam olarak üniversite hayatı sayılmaz. Çünkü sadece ingilizce dersi gördüğüm bir sınıfta tek öğretmenden ders alıyorum. Tamam, arkadaşlıklar harika, insanlar daha olgun. Fikirler gelişmiş ve bu benim hoşuma gidiyor. Üstelik her çeşit insanın olması ayrı bir renk katıyor, yani çok sevdim hazırlık sınıfını. Hem her bölümden insanın olması da çeşitliliği artıran etkenlerden, bu yüzden bir şikayetim yok.
Ama uluslararası ilişkilerden Burcu ve Begüm bana Mülkiye tanıtım gününü anlattığında asıl heyecanın orada olduğunu anladım. Aslında zaten biliyordum ama böylelikle emin oldum. Sadece onların söylediği kadarıyla bile Siyasal Bilgiler gerçekten eşsiz…
Hazırlık sınıfında ise işler iyi gidiyor. Daha önce de söylemiştim, en yüksek kurdan başladık ve ingilizce seviyesi hiç de fena değil bu sınıfta. Neredeyse hiç Türkçe konuşmuyoruz. Herkes kendini çat pat ifade edebiliyor, kaldı ki gün geçtikçe geliştiğini farkettim. Artık Türkçe kelimeyi aramaktansa ingilizce alternatif cümlelerle derdimizi anlatabiliyoruz.
Gül Hocamın ders sırasında ısrarla Türkçe konuşmayı reddetmesi ve Türkçe sorulan soruları sanki bir ingilizmiş gibi ısrarla anlamaması atmosferi harika kılan etkenlerden.
Öyle görünüyor ki kısa süre içinde sınıftaki herkes kendi aralarındaki konuşmalarda bile ingilizce kullanacak düzeyde olacak. Hazırlık sınıfını seçtiğim için hiç pişman değilim, iyi ki atlamaya falan çalışmamışım.
Üniversite Zamanı: Vira Bismillah
28 Eylül
Bu “Vira Bismillah” lafını çok severim. Söylenişi çok hoşuma gidiyor. İlk Antu‘da görmüştüm.
Bugün üniversite hayatına ilk adımı attım. 28 Eylül tarihi ile birlikte Ankara Üniversitesi’nde dersbaşı yaptık. İlk sene hazırlık sınıfındayım. Düzey belirleme sınavında en yüksek kurda çıkmışım, dersler zorlayıcı ama güzel görünüyor.
Ve daha ilk günden harika günler geçireceğimizi düşündüğüm birçok arkadaş ve iyi bir hocayla tanıştım.
İlk gün olmasına rağmen kaytaramadık. Bugünün özetini ingilizce olarak yazıp getirmemizi istedi sevgili Gül Hocam.
Bu yüzden ben de özeti kısa tutup ödevin başına geçiyorum şimdi.
Güncelleme: İğrenç bir yazım hatası yapmışım. Söylemeye bile utanıyorum, onu düzelttim.
Alex: 10 numaranın gerçek sahibi Lefter!
27 Eylül

Kral kaptan Alex‘in bu sözünü okuduğumda öyle duygulandım ki. Demek ki Alex gerçekten bu takıma bağlanmış. Ama biliyordum, onun diğerleri gibi olmadığını, profesyonelliğin yanında takım sevgisini de taşıdığını adım gibi biliyordum. Alex büyük oyuncuydu, sadece yeteneğiyle ve futbol zekasıyla değil, kocaman kalbiyle de büyük oyuncuydu. Beni yanıltmadığın için teşekkür ederim büyük kaptan. Devamı »
Antalyaspor – Fenerbahçe [26 Eylül 2009]
26 Eylül

Turkcell Süper Lig’de altı haftadır yenilgi görmeyen takımım Fenerbahçe, yedide yedi yapıp kendi rekorunu egale etmek için bu akşam sahaya çıkacak.
Daum’un gelmesiyle Turkcell Süper Lig’de büyük başarı ve istikrar beklediğim; ama avrupa maceralarından pek de ümitli olmadığım takımım, bugün Antalyaspor’la deplasmanda karşılaşacak.
İlk on birimiz: Volkan, Gökhan, Lugano, Bilica, Vederson, Kazım, Mehmet, Cristian, Andre Santos, Alex ve Güiza.
26 Eylül 2009′u Böyle Geçirdim
26 Eylül
Bugün saat 10:00′da kalktım.
Üst katımız kiraya verileceği için usta gelmişti. Kapı çaldı, kapıyı açtım. Ustanın merdivene ihtiyacı olmuş, benden ortak deponun anahtarını istedi. Onun yerine merdivenimizi ustaya verdim. Teşekkür etti.
Yazının devamında zinciri kopan bisikletimi tamir ettirmek için bisikletçiye gittiğimi, bisikletçiyle aramızda geçen olayı ve kardeşime vitesli bisikletleri kullanmayı nasıl öğrettiğimi okuyabilirsiniz. İlginizi çektiyse içeri buyrun.
Toki Mezunlarıyla Son Buluşma
24 Eylül
Bugün güzel bir organizasyon vardı. Pek sevgili arkadaşlarım Nehir ve Anıl sayesinde Toki Anadolu Lisesi mezunları olarak bir araya geldik.
Buluşma bugün, yani 23 Eylül 2009 günü gerçekleşti. Mekan Kızılay elbette.
Birbirimize üniversitelerimizden bahsettik. Birçok kişi şehir dışına gidecekti, onları son kez “Ankaralı” halleriyle gördük. Hepsi gideceği şehrin yerlisi olacaktı. Dile kolay, dört koca yıl geçirecekler. Hatta hazırlıkla beraber beş yıl okuyacak birçoğu.
Ben biraz da kendimle ilgili düşündüm. Ne yaptım ben, iyi mi kötü mü? Ankara Üniversitesi’ni yazdım ve en çok istediğim fakülteye, Mülkiye’ye girdim. Demokrasinin keskinliği bu okulun duvarlarını yıpratmıştı adeta. Benim de istediğim bu değil miydi zaten? Ben demokrasi aşığı değil miydim?
Her neyse, bunlar başka yazıların konusu. Buluşmayı özetlemek gerekirse, çok keyifli sohbetlerin edildiği, bol eğlenceli, sıfır agresyonlu, şamata dolu bir gündü. Bu buluşmayı kumpir yiyerek ve biraz bira içerek taçlandırdım. Birayı bitiremedim tabi, sevmem ki.
Ama Buğra’yı kutluyorum, içicisin olum sen, aktif içici.
Saat 02:41, geç oldu günlük. İyi geceler.
Koruma Tedbirleri Sansüre Mi Dönüştü ?
22 Eylül
Aslında bir yılı aşkın bir süredir uygulanan fakat son günlerde amacını aştığını, farklı amaçlarla kullanıldığını düşündüğüm site kapatma kararlarından bahsedeceğim bu yazıda.
Öncelikle belirtmeliyim ki, bu konu çok derin bir konu. Çok ince çizgileri olan ve tartışılırken çok defa düşünmek gerektiren hassas bir mevzu. Bu yüzden yazım da biraz ayrıntılı ve uzun oldu. Yine de konuyu elimden geldiğince sade olarak ele almaya çalıştım. Umarım bazı karanlık noktaları aydınlatabilmişimdir.
Devamı »
Son Yorumlar