Ahmet Oğuzhan Doğan

yazmasam deli olacaktım!

Month: Ekim, 2009

Biz

Biz artık yokuz. Kendi ellerimizle öldürdük birbirimizi. Artık sadece sen varsın ve ben varım. Eskiden diğer insanlar olmasa da biz vardık; ama artık sen de diğerleri kadarsın, ben de. Biz artık herkes gibiyiz… Halbuki ne çok hayalimiz vardı. Sen öldün diye onlar da mı öldü şimdi? Doğru ya, onlar bizim hayallerimizdi.. Ve biz artık yokuz, [...]

Gözlerimde Büyüttüğüm Şizofren…

Uğrarsın bir kez daha buralara değil mi? Kaçıp geldim sana da yarı yoldan çevirdiler beni diye bırakmazsın bu cehennemde sensiz ruhumu öyle mi? Mahrum bırakmazsın o hayaller aleminden, biliyorum. Düşlerle dolu geleceğimizden uzaklaştırma beni… Hayattaki tek varlığım, geleceğimin sonu. Bileklerimden akarkan kırmızı rüyalar dudaklarıma kondurduğun bir öpücüğün ateşiyle sarsmıştın bedenimi. Gözkapaklarım ağırlaşırken beynimde sen, kapanan [...]

21 Ekim 2009 – Çarşamba

Bugün kalkmakta çok zorlandım. Dün gece geç yatmamın etkisi yadsınamaz elbette. Sabah servise binmeden önce küçük prensesi (kardeşim olur) arkadaşının evine bırakmak gerekiyordu, kendisine korumalık ettim. Bugün servisçinin beni farkedip durması için bin bir takla atmama gerek kalmadı. Kendisi farketti ve durdu. Okul sıradandı. Uykumu açan yegane şey: Nescafe! Seni seviyorum. Adalet Sarayı‘na gidip sabıka [...]

Hayattan Keyif Almak

Her sabah okula giderken ve öğleden sonra okuldan dönerken yaklaşık 40 dakikamı serviste geçiriyorum. Bu süre içinde kitap okumak da mümkün müzik dinlemek de. Tabi uyumak da mümkün. Ve bir şey daha var: düşünmek. Bu günlükte yazdığım birçok yazının oluştuğu yer o servistir aslında. Bu aralar en çok “hayattan nasıl keyif alınır?” sorusu üzerine düşündüm [...]

Gün içinde uyumak

Bıktım şu gün içinde uyuma huyumdan. Ben de oturup bu uyku halinin sebeplerini düşündüm. Hasta değilim, yorgun değilim. Peki eve geldiğimde üstüme bir uyku halinin çökmesinin sebebi nedir?

Ayrılık

… Başını gökyüzüne kaldırdı. Ne zaman kendine bir söz verecek olsa böyle yapardı. Sırf düşüncelerini toplamak için iskeleye inmişti. Ayaklarının bastığı betonu dalgalar sarsıyordu şimdi. Deniz de hazırlanmıştı onun hayallerini dinlemeye. Tüm şehir, martılar, balıkçılar, dalgalar onu dinlemek için bekliyordu. Dalgaların sabırsızlığını anlamak oldukça mümkündü aslında. Hiçbir ritme bağlı kalmadan iskeleye çarpıyorlardı çünkü. Biri çarpıyor, [...]

Ölmeden önce yapmak istediklerim…

Geçen gün derste bir film izledik. Filmin adı The Bucket List. Konusu ise hayatın ne kadar kısa olduğu ve bu kısa zamanı en iyi şekilde değerlendirmek gerektiğiydi. Bucket List denen olay filmin özünü oluşturuyordu. 6 ay ile 1 yıl arasında bir ömrünün kaldığını öğrenen insan ne yapar? İşte film bize bu sorunun cevabını verdi. Ölmeden [...]