Ahmet Oğuzhan Doğan

yazmasam deli olacaktım!

22 Kasım 2009 – Pazar

Gece boyunca mesaj trafiği olmasına rağmen erken kalktım. Halalar, kuzenler ve kuzenlerin arkadaşlarıyla birlikte kahvaltı ettik. Halamın evinde kahvaltı etmeyi özlemişim. Kuzenim İbrahim‘le evden çıktık. İbo’nun arkadaşları Osman ve Seçkin‘i de alıp PES oynamaya gittik. PES’de kazanan taraf biz olduk. Benim artık eve gitmem gerekiyordu. Onlar da bana durağa kadar eşlik ettiler. Eryaman dolmuşuna binip [...]

21 Kasım 2009 – Cumartesi

Bugün için yapmış olduğum bir planım yoktu. Halbuki sinemaya gidebilirim diye düşünmüştüm; ama olaylar daha farklı gelişti. Kahvaltıdan sonra telefonda kuzen İbrahim‘le ve Anadolu Üniversitesi‘nde okuyan dostum Cem‘le görüştüm. Üçümüz PES oynamak için Optimum‘a gitmeye karar verdik. Cem sağolsun arabayla aldı bizi, gittik bi PES turnuvası yaptık. Oyundan sonra Optimum’da Hosta‘dan tavuk döner yedik ve [...]

20 Kasım 2009 – Cuma

Bugün haftanın son günüydü. Gül Hocamız daha önceden bugün ve önümüzdeki Salı günü okula gelmeyeceğini söylemişti. Kısacası ders yoktu; ama biz yine de Quiz olduğu için okula gitmek zorundaydık. Quiz ise genelde olduğu zorluktaydı, yine de bu sefer biraz daha uzun sürede bitirdiğimi itiraf etmeliyim. Quiz’den önceki birkaç saati kantinde arkadaşlarla muhabbet ederek geçirdik. Ben [...]

Birçoğunuz sıkıntımı hissettiniz!

Takip edenler -eğer hala takip ediyorlarsa- bir süredir burada olmadığımın farkındalar. Aslında beni yakından tanıyanlar sürekli buralarda olduğumun fakat blogla ilgilenemeyecek kadar zor bir dönemden geçtiğimin bilincindeler. Her insanın hayatında yaşayacağı gibi ben de bazı sorunlar yaşıyorum ve onlarla savaşıyorum. Son savaşı ben kazandım ve şimdi kaldığım yerden devam ediyorum. Son dönemlerde neler yaptığımla ilgili [...]

Biz

Biz artık yokuz. Kendi ellerimizle öldürdük birbirimizi. Artık sadece sen varsın ve ben varım. Eskiden diğer insanlar olmasa da biz vardık; ama artık sen de diğerleri kadarsın, ben de. Biz artık herkes gibiyiz… Halbuki ne çok hayalimiz vardı. Sen öldün diye onlar da mı öldü şimdi? Doğru ya, onlar bizim hayallerimizdi.. Ve biz artık yokuz, [...]

21 Ekim 2009 – Çarşamba

Bugün kalkmakta çok zorlandım. Dün gece geç yatmamın etkisi yadsınamaz elbette. Sabah servise binmeden önce küçük prensesi (kardeşim olur) arkadaşının evine bırakmak gerekiyordu, kendisine korumalık ettim. Bugün servisçinin beni farkedip durması için bin bir takla atmama gerek kalmadı. Kendisi farketti ve durdu. Okul sıradandı. Uykumu açan yegane şey: Nescafe! Seni seviyorum. Adalet Sarayı‘na gidip sabıka [...]

Hayattan Keyif Almak

Her sabah okula giderken ve öğleden sonra okuldan dönerken yaklaşık 40 dakikamı serviste geçiriyorum. Bu süre içinde kitap okumak da mümkün müzik dinlemek de. Tabi uyumak da mümkün. Ve bir şey daha var: düşünmek. Bu günlükte yazdığım birçok yazının oluştuğu yer o servistir aslında. Bu aralar en çok “hayattan nasıl keyif alınır?” sorusu üzerine düşündüm [...]