Çok Yaşa Teknobüs!

Bildiğiniz gibi bir süredir Denizli’de sessiz ve huzurlu bir tatil geçiriyorum. Hayatımdan hiç şikayetçi değilim. Dönmesem bile olur yani. Ama Ankara’daki evde tadilat olması ve annemin yardıma ihtiyacı olması hasebiyle şu saatlerde kendimi yollara vurmuş vaziyetteyim. Kalkış noktam Kaklık kasabası, varış noktam ise AŞTİ‘dir.

Efenim günümüz teknolojisinde otobüs yolculukları pek bir keyifli hale gelmiş vaziyette. Küçüklüğümden beri her yaz mutlaka Denizli‘ye gelirim. Tatile de sürekli farklı yerlere gittiğimi varsayarsak epey bir seyahat tecrübem vardır. Kendimi bildim bileli otobüs yolculuklarından çok da keyif aldığımı söyleyemem; ama benim gibi teknomanyak bir insan evladının kalbini çalmanın yolları da var elbet. Pamukkale Turizm bunu başarmış durumda.

Eskiden Denizli-Ankara arası ortalama 6 saatlik yol benim için işkence gibi geçerdi. Tabi tıfıllığın da etkisiyle kanımız kaynıyor, evde dahi yerimizde oturamıyoruz; ama 6 saat boyunca bir otobüsün rahatsız koltuğunda yollardaki beyaz kesik çizgileri takip etmeye zorlanıyoruz. Çıldırmamak mümkün değil haliyle.

Ama yıllar geçtikçe otobüs seyahatlerinin de keyfi artmaya başladı. Önce biri otobüsün ortasında diğeri de başında olmak üzere iki monitörlü sisteme geçildi. Oh dedik, en azından bir film seyrederek gidebileceğiz yolumuza. Ama bu yenilik çok da etkili olmadı. Özellikle gece seyahatlerinde yolcuların uyumak istemesi ya da herkesin aynı filmi seyretmek istememesi gibi bazı toplu yaşama problemleri ile karşı karşıya kaldık.

Bundan bir süre sonra da koltukların arkasına kulaklık girişleri eklendi ve gece uyumak isteyen yolcuların muzdarip olduğu ses sorunundan kurtulduk; ama sorun hala devam ediyordu tabi; çünkü hangi filmin izleneceğine kimin karar vereceği belli değildi.

Daha sonra bir kademe daha ilerledi teknoloji ve koltuk arkasına radyo ayarlama tuşları eklendi. Böylelikle herkes kendi istediği radyoyu dinleyebilecekti; ama iki monitörde hangi filmin izleneceği konusu hala problem teşkil etmeye devam ediyordu sevgili okurlarım.

Ve en büyük atılım son yıllarda oldu. Artık koltukların arkasına monitörler yerleşti ve herkes kendi ekranında istediği TV kanalını ya da sürekli film yayınlayan kanalları seyredebiliyor ve kimse kimseye karışmıyordu. Bu atılımla beraber bağımsız otobüs seyahatleri başladı ve insanlar yolculuk stresinden biraz olsun arındı.

Benim için en büyük yeniliğin ne olduğunu söylememe gerek yok heralde, tahmin ediyorsunuzdur. Ama yine de adını sevdiğim için telaffuz edeyim: Wireless ya da Kablosuz İnternet. İki isim de on numara beş yıldız. Sırf bu gelişmelerden sonra ve tabi 3G teknolojisinin de gazlamasıyla kendime bir netbook aldığımı hatırlayın. Teknoloji beni yönlendiriyor ve engel olamıyorum a dostlar.

Lafı buralara kadar getirmişken hakedene hakettiğini verme taraftarıyım. Yıllardır Denizli seyahatlerinde kullandığım güzelim otobüs firması Pamukkale Turizm beni hiç yarı yolda bırakmadı. Üstelik Pamukkale’nin son dönemdeki tüm otobüsleri TEKNOBÜS olmuş ve muhteşem konfor sağladığını belirtmem lazım. Hatta şu an seyahat ettiğim araç Teknobüs + Tek Koltuk. Yani yanımda kimse oturmuyor, zevkten dört köşeyim.

Öte yandan hakeden hakettiğini vermek dedik ya; Ulusoy’a da buradan sesleniyorum. Öyle Türkiye’nin en köklüsüyüm, en eskisiyim ayaklarında dolaşacağına gerçekten eskidiğinin farkına var. Alanya’ya giderken Ulusoy’la gittiğimi ve Wireless’i kullanamadığımı herkese duyurayım da kullanıcı deneyimi olsun. Bu yazı da size kapak olsun. Bundan sonra varsa yoksa Pamukkale ulan!

Not: Ankara’ya geçici bir süre için geliyorum. Birkaç gün kalıp evdeki tadilat işlerine yardım edeceğim. Sonra annemle birlikte tekrar Denizli’ye, huzura doğru yol alacağız. :) Bu arada ikimizin de ilk uzun yolda araç kullanma tecrübesi olacak dönüş yolu. Artık sağ salim varır mıyız, orasını bilemem.

Benzer Yazılar