Gönderen: Oğuzhan Kategori: Benim Dünyam
11 sularında kalktım. Teyzem, ananem ve annem varken öyle sıradan bir kahvaltı etmem beklenemezdi. Her zamanki gibi şaheser tadında bir kahvaltıyla güne inanılmaz güçlü bir başlangıç yaptım.
Kahvaltıdan sonra telefonum çaldı ve telefondaki güzellik beni kapının önünde beklediğini söyledi. Duş falan alacaktım ama bu sürpriz üzerine apar topar dişimi fırçalayıp, yüzümü yıkayıp, üstümü de giyerek dışarı fırladım. Güzellikle çay içip birkaç saat sohbet ettik. Daha sonra arabayla onu evine bıraktım ve geri döndüm.
Eve döndükten sonra Cem geldi. Kendisi için indirmiş olduğum oyun yanlış oyunmuş, doğrusunu indirdik. Sonra yanlışlıkla indirdiğim oyunu da kendisine vermeyi teklif ettim, kabul etti. 2 DVD’ye oyunları koyup işimizi hallettik. Medieval Total War ve Medal of Honor: Pacific Assault oyunlarını oynayacak Cem.
Bu işleri yaparken epey vakit harcadık ve karnımız acıktı. Önce mangal yapmaya karar verdik ama sonra hava muhalefeti ve ekipman yetersizliği sebebiyle Optimum‘a yemek yemeye gittik. Pideköy‘ün efsanevi pidelerinden (karışık ve kuşbaşılı) istedik ve üstüne de daha önce lezzetiyle bir yazıma konu olmuş olan kaymaklı künefelerden söyledik.
Bu elde ettiğimiz enerjiyi harcamanın en kolay yolunun ise Bowling oynamak olduğuna karar verdik ve iki tur Bowling oynadık. Rezalet bir Bowling oyuncusu olduğumu düşünürüm; ama bu gece 141 sayıyla pek de fena değildim. İki oyunun ikisini de ben kazandım.
Bowling’den çıktıktan sonra Cem beni eve bıraktı, evde unuttuğu 2 DVD‘yi kendisine verdim ve evine gitti.
Saat 02:38, bir daha böyle günleri biriktirip hepsini bir arada yazmayacağım, umarım.
Tüm bu gün özetlerini yazdığım sıralarda bilgisayarımın müzik çalarında hiçbir şey çalmıyordu.
Gönderen: Oğuzhan Kategori: Benim Dünyam
Ne zaman uyandığımı hatırlamıyorum. Bu vesileyle kendime önemli bir hatırlatmada bulunayım: eğer düzenli bir şekilde günlük yazmak istiyorsam araya zaman girmesini ve tüm günleri tek seferde yazmayı denemeyeceğim. Bir daha bu kadar geciktirirsem kendime ceza vereceğim. Günün büyük bir kısmını unutup buraya ne yazacağımı düşünmek de zaten yeterli bir ceza oldu bana. Hadi hayırlı olsun.
Günün büyük kısmında bilgisayarla uğraştığımı varsayıyorum. Evet evet, hatta hakkımda sayfasını yeniledim.
Tam günün herhangi bir hareket olmadan biteceğini düşündüğüm saatlerde telefonumun çalmasıyla sarsıldım .:) Adana‘da okumakta olan Yahudi din kardeşim (:)) GLS (Görkem Levent Seven diye okunur) yanına Cem Bey‘i de alarak kapının önüne gelmiş. “Dışarı çık, gidiyoruz” dediler. Nereye olduğunu da sormadan koşturdum.
Günün olayı GLS’nin yeni almış olduğu 89 model Subaru Impreza idi. Helal olsun lem, alamazsın diyoduk ama şekli koydun yani. Hayırlı olsun, daha iyilerine bin inşallah.
Önce Göksu‘ya gidip biraz turladıktan, muhabbet ettikten sonra karnımızın acıktığını farkettik. Cem ve GLS’nin çiftliğe gidip kokoreç yiyelim önerisine karşı ben Batıkent‘te bulunan ve çiftliktekinden daha iyi kokoreç yapan Eniştenin Yeri’ne gitmeyi tavsiye ettim. Tavsiyem kabul gördükten sonra GLS bastı gaza, Batıkent’e gittik. Ustayla ve mekan sahibiyle keyifli bir muhabbet eşliğinde acılı kokoreçleri de mideye indirdik. Gecemiz epey renkli geçmiş oldu.
Daha sonra Cem’i evine bıraktık, ordan da GLS beni eve bıraktı, servis için kendisine teşekkür ediyoruz. Benzer organizasyonları daha sık yapmak dileğiyle efendim, hayırlı uğurlu olsun.
Gönderen: Oğuzhan Kategori: Benim Dünyam
Sabah 11 sularında kalktığımı hatırlıyorum.
Ananemin, teyzemin ve annemin ellerinin değdiği muhteşem bir kahvaltı yaptım. Hiç ihtiyacım olmadığı halde ve harcamayacağım halde inanılmaz enerjiyle doldurdum kendimi. Neyse ki günüm biraz hareketliydi.
Öğlen saatlerinden ikindi vaktine kadar bilgisayar başındaydım. Halletmem gereken işler vardı. Slumdog Millionaire‘in Türkçe ses dosyasını bulmak gibi. Ananem de izleyecek.
İşlerimi bitirdiğim sıralarda Cem aradı. Dışarı çıkalım dedi, olur dedim. Saat 16:15 gibi beni evin önünden aldı sağolsun.
Optimum‘a gidip epey muhabbet ettik. Öyle ki muhabbete kendimizi fazla kaptırdığımızdan uzun süre Optimum’un içinde amaçsızca dolaştık. Hızlı hızlı yürüyerek sohbet ettik, neden bilmiyorum.
Daha sonra kendisiyle artık bir klasiğimiz olan PES 2010 olayına girdik. Maçlar çekişmeli geçti ve bizi de acıktırdı. Yemeğimizi Hosta‘dan yedik. Daha sonra PES Cafe’de unutmuş olduğum telefonumu aldım.
Bu arada Optimum’da bulunan ADA Kitap‘a Mehmet Doğan‘ın Teknoloji Kimin Umurunda kitabını ve Oscar Wilde‘ın Dorian Gray’in Portresi kitabını sordum, ikisi de yoktu ne yazık ki.
Daha sonra Görkem ve Bediz‘le de görüşmek üzere sözleştik ve saat 18:30-19:00 civarı eve geldim.
Akşamım eniştemle birlikte Call of Duty: Modern Warfare oynayarak geçti. Saat 02:00 ve ben oyunu yeni kapatıp günümün özetini yazıyorum.
Sanırım birazdan da yatarım, iyi geceler.
Gönderen: Oğuzhan Kategori: Benim Dünyam
Bugün için yapmış olduğum bir planım yoktu. Halbuki sinemaya gidebilirim diye düşünmüştüm; ama olaylar daha farklı gelişti.
Kahvaltıdan sonra telefonda kuzen İbrahim‘le ve Anadolu Üniversitesi‘nde okuyan dostum Cem‘le görüştüm. Üçümüz PES oynamak için Optimum‘a gitmeye karar verdik. Cem sağolsun arabayla aldı bizi, gittik bi PES turnuvası yaptık.
Oyundan sonra Optimum’da Hosta‘dan tavuk döner yedik ve oradan çıkıp daha ucuz bir PES Cafe bulmak için Eryaman‘a döndük. AVM Eryaman‘da bulunan PES Cafe’de biraz daha maç yaptıktan sonra Cem eve geçti. Biz kuzenle PES Cafe’de kalıp saat 20.00′de yayınlanacak olan Beşiktaş – Fenerbahçe maçını seyrettik.
Fırat Aydınus ve Daum sayesinde yenildik, olsun. Biraz moralimiz bozuldu ama kendimizi koyvermedik.
Kuzenin ani fikri üzerine oradan Demetevler‘e, kuzenlerin evine geçtik. Halalarımla, diğer kuzenlerimle ve oradan birkaç tanıdıkla görüştüm, sonra da yattık. Yani yattık derken, uyumadık, sabaha karşı 3′e kadar falan bi arkadaşla mesajlaştım. Gizlilik prensipleri yüzünden isim vermiyorum.
Anadolu Üniversitesi,
AVM Eryaman,
Beşiktaş - Fenerbahçe,
Cem,
Daum,
Demetevler,
Fırat Aydınus,
Hosta,
İbrahim,
Optimum,
PES,
tavuk döner
Son Yorumlar