Sabah 11 sularında kalktığımı hatırlıyorum.

Ananemin, teyzemin ve annemin ellerinin değdiği muhteşem bir kahvaltı yaptım. Hiç ihtiyacım olmadığı halde ve harcamayacağım halde inanılmaz enerjiyle doldurdum kendimi. Neyse ki günüm biraz hareketliydi.

Öğlen saatlerinden ikindi vaktine kadar bilgisayar başındaydım. Halletmem gereken işler vardı. Slumdog Millionaire‘in Türkçe ses dosyasını bulmak gibi. Ananem de izleyecek.

İşlerimi bitirdiğim sıralarda Cem aradı. Dışarı çıkalım dedi, olur dedim. Saat 16:15 gibi beni evin önünden aldı sağolsun.

Optimum‘a gidip epey muhabbet ettik. Öyle ki muhabbete kendimizi fazla kaptırdığımızdan uzun süre Optimum’un içinde amaçsızca dolaştık. Hızlı hızlı yürüyerek sohbet ettik, neden bilmiyorum. :)

Daha sonra kendisiyle artık bir klasiğimiz olan PES 2010 olayına girdik. Maçlar çekişmeli geçti ve bizi de acıktırdı. Yemeğimizi Hosta‘dan yedik. Daha sonra PES Cafe’de unutmuş olduğum telefonumu aldım. :) Bu arada Optimum’da bulunan ADA Kitap‘a Mehmet Doğan‘ın Teknoloji Kimin Umurunda kitabını ve Oscar Wilde‘ın Dorian Gray’in Portresi kitabını sordum, ikisi de yoktu ne yazık ki.

Daha sonra Görkem ve Bediz‘le de görüşmek üzere sözleştik ve saat 18:30-19:00 civarı eve geldim.

Akşamım eniştemle birlikte Call of Duty: Modern Warfare oynayarak geçti. Saat 02:00 ve ben oyunu yeni kapatıp günümün özetini yazıyorum.

Sanırım birazdan da yatarım, iyi geceler.