Hosta

29 Ocak 2010 – Cuma

Sabah 11 sularında kalktığımı hatırlıyorum.

Ananemin, teyzemin ve annemin ellerinin değdiği muhteşem bir kahvaltı yaptım. Hiç ihtiyacım olmadığı halde ve harcamayacağım halde inanılmaz enerjiyle doldurdum kendimi. Neyse ki günüm biraz hareketliydi.

Öğlen saatlerinden ikindi vaktine kadar bilgisayar başındaydım. Halletmem gereken işler vardı. Slumdog Millionaire‘in Türkçe ses dosyasını bulmak gibi. Ananem de izleyecek.

İşlerimi bitirdiğim sıralarda Cem aradı. Dışarı çıkalım dedi, olur dedim. Saat 16:15 gibi beni evin önünden aldı sağolsun.

Optimum‘a gidip epey muhabbet ettik. Öyle ki muhabbete kendimizi fazla kaptırdığımızdan uzun süre Optimum’un içinde amaçsızca dolaştık. Hızlı hızlı yürüyerek sohbet ettik, neden bilmiyorum. :)

Daha sonra kendisiyle artık bir klasiğimiz olan PES 2010 olayına girdik. Maçlar çekişmeli geçti ve bizi de acıktırdı. Yemeğimizi Hosta‘dan yedik. Daha sonra PES Cafe’de unutmuş olduğum telefonumu aldım. :) Bu arada Optimum’da bulunan ADA Kitap‘a Mehmet Doğan‘ın Teknoloji Kimin Umurunda kitabını ve Oscar Wilde‘ın Dorian Gray’in Portresi kitabını sordum, ikisi de yoktu ne yazık ki.

Daha sonra Görkem ve Bediz‘le de görüşmek üzere sözleştik ve saat 18:30-19:00 civarı eve geldim.

Akşamım eniştemle birlikte Call of Duty: Modern Warfare oynayarak geçti. Saat 02:00 ve ben oyunu yeni kapatıp günümün özetini yazıyorum.

Sanırım birazdan da yatarım, iyi geceler.

Eren’le 3 Gün Nasıl Geçer?

Bu sorunun cevabını hiç merak etmediğinizi biliyorum. Hatta bazılarınız “Hangi Eren, bizim okuldaki mi?” derken, bazılarınız “Eren kim olm?” şeklinde bana çıkışabilirler. Ben yine de bu efsanevi tecrübeyi anlatmak istiyorum. Daha önce Eren’lerin evine gittiğimde balta girmemiş ormanlarda yeni bir hayvan türünü keşfediyormuş gibi hissetmiştim kendimi. Şimdi de bir National Geographic muhabiri edasıyla giriyorum konuya… Devamı »

21 Kasım 2009 – Cumartesi

Bugün için yapmış olduğum bir planım yoktu. Halbuki sinemaya gidebilirim diye düşünmüştüm; ama olaylar daha farklı gelişti.

Kahvaltıdan sonra telefonda kuzen İbrahim‘le ve Anadolu Üniversitesi‘nde okuyan dostum Cem‘le görüştüm. Üçümüz PES oynamak için Optimum‘a gitmeye karar verdik. Cem sağolsun arabayla aldı bizi, gittik bi PES turnuvası yaptık.

Oyundan sonra Optimum’da Hosta‘dan tavuk döner yedik ve oradan çıkıp daha ucuz bir PES Cafe bulmak için Eryaman‘a döndük. AVM Eryaman‘da bulunan PES Cafe’de biraz daha maç yaptıktan sonra Cem eve geçti. Biz kuzenle PES Cafe’de kalıp saat 20.00′de yayınlanacak olan Beşiktaş – Fenerbahçe maçını seyrettik.

Fırat Aydınus ve Daum sayesinde yenildik, olsun. Biraz moralimiz bozuldu ama kendimizi koyvermedik. :) Kuzenin ani fikri üzerine oradan Demetevler‘e, kuzenlerin evine geçtik. Halalarımla, diğer kuzenlerimle ve oradan birkaç tanıdıkla görüştüm, sonra da yattık. Yani yattık derken, uyumadık, sabaha karşı 3′e kadar falan bi arkadaşla mesajlaştım. Gizlilik prensipleri yüzünden isim vermiyorum. :D