Üniversite hayatımın ikinci günü de dünkü gibi güzeldi. Ama söylemek istediklerim var.

Aslında bu yaşadığım tam olarak üniversite hayatı sayılmaz. Çünkü sadece ingilizce dersi gördüğüm bir sınıfta tek öğretmenden ders alıyorum. Tamam, arkadaşlıklar harika, insanlar daha olgun. Fikirler gelişmiş ve bu benim hoşuma gidiyor. Üstelik her çeşit insanın olması ayrı bir renk katıyor, yani çok sevdim hazırlık sınıfını. Hem her bölümden insanın olması da çeşitliliği artıran etkenlerden, bu yüzden bir şikayetim yok.

Ama uluslararası ilişkilerden Burcu ve Begüm bana Mülkiye tanıtım gününü anlattığında asıl heyecanın orada olduğunu anladım. Aslında zaten biliyordum ama böylelikle emin oldum. Sadece onların söylediği kadarıyla bile Siyasal Bilgiler gerçekten eşsiz…

Hazırlık sınıfında ise işler iyi gidiyor. Daha önce de söylemiştim, en yüksek kurdan başladık ve ingilizce seviyesi hiç de fena değil bu sınıfta. Neredeyse hiç Türkçe konuşmuyoruz. Herkes kendini çat pat ifade edebiliyor, kaldı ki gün geçtikçe geliştiğini farkettim. Artık Türkçe kelimeyi aramaktansa ingilizce alternatif cümlelerle derdimizi anlatabiliyoruz.

Gül Hocamın ders sırasında ısrarla Türkçe konuşmayı reddetmesi ve Türkçe sorulan soruları sanki bir ingilizmiş gibi ısrarla anlamaması atmosferi harika kılan etkenlerden.

Öyle görünüyor ki kısa süre içinde sınıftaki herkes kendi aralarındaki konuşmalarda bile ingilizce kullanacak düzeyde olacak. Hazırlık sınıfını seçtiğim için hiç pişman değilim, iyi ki atlamaya falan çalışmamışım.