Gözlerimde Büyüttüğüm Şizofren…
Uğrarsın bir kez daha buralara değil mi? Kaçıp geldim sana da yarı yoldan çevirdiler beni diye bırakmazsın bu cehennemde sensiz ruhumu öyle mi? Mahrum bırakmazsın o hayaller aleminden, biliyorum. Düşlerle dolu geleceğimizden uzaklaştırma beni…
Hayattaki tek varlığım, geleceğimin sonu. Bileklerimden akarkan kırmızı rüyalar dudaklarıma kondurduğun bir öpücüğün ateşiyle sarsmıştın bedenimi. Gözkapaklarım ağırlaşırken beynimde sen, kapanan gözlerimin önünde silik silüetinle o tatlı gülümsemen…
Gözlerimi açtığımda her tarafım uyuşmuştu. Kanımda, vücudumun her yerinde dolaşan narkozun etkisiyle ne iğne acısı nede canımın yanması beynime iletiliyordu. Yada iletiliyordu da beynim aldırış etmiyordu. Ben senin kollarına teslim etmişken cansız bedenimi gözlerimden yaşlar süzülürken avuçlarına, huzur içinde hediye etmişken kendimi sana, bembeyaz bir cehennete merhaba dedim yeniden, hayata. Gözlerim seni aradı, ne elimde elin nede gözlerin vardı bulunduğum yerde.
Sonra acı bir çığlık…
Kulakları tırmalayan aynı zamanda insanın içini burkan…
Derinden, yüreğimin en kuytu köşesinden… Biriktirdiğim isyanımı vurdum dışarıya, bir de senden ayrılmanın acısını… Hıçkırıklarıma bile aldırmadı kimse… Yeniden diledim sana koşmayı. Buz kesmiş kollarında avunmayı belkide. Bedenim öylesine yorulmuştu ki dizlerimin üstünde yaşamak için çırpınıyordum. Sen hayatıma girene kadar. Adınla, muhteşem görkeminle el sıkışana kadar. Ruhumun derinliklerine inceden inceye işleyene kadar düşüncen. Rüyalarımı süsleyene kadar sen… Sen; sen ki ben olmuş bir beden.. Bir ruh geçmişten, gelmeyecek olan gelecekten… Sen ki görkemiyle herkesi kendine hayran bırakan aynı zamanda lanet okutan cansız bir beden…
Ölüm meleğim;
Sana bu sözlerim… Bileklerimden akarken kırmızı renkli düşlerim, gözlerimden damlarken yaşlar yanaklarımdan avuçlarına uzanan yolda, dudaklarıma konduracağın bir busenin ateşiyle ağırlaşan gözkapaklarımın arkasındaki silik silüetine kavuşmak dileğiyle, yeniden sonsuzluğa…
Yine bitiyorum işte… Tükenmenin son demlerinde, avuçlarımda yüreğimle sona yaklaşıyorum adım adım…
Çabalamak yok artık bedenimde… Yada birşeyleri düzeltme isteği… Nereye kadar ki, hayatın acı sürprizlerine ne kadar göğüs gerebilirsin yalnızlığınla…
Sen, ölüm, hayaller… Kapalı bir kutuda birbirimizi tüketiyoruz biz… Sanki bir el beni ölüme sürüklerken hayallerim bırakmıyor bedenimi… Hıçkırıyor sevdiklerim… Sevdiklerim ve sevenlerimse sadece düşlerim…
Kül olmuş birşeyler bırakıyorum arkamdan… Yüreğimin götürdüğü yere sadece bedenimi yolluyorum… Ruhum hala pislikten arınmamış; kirlenmiş, kirletilmiş bir biçimde… Beynim yorgun, bedenimde öyle… Krizlerdeyim işte… Yalnızlığımla, umutlarımla, paramparça kalbimle…
Sona yaklaşıyorum… Adım adım, her nefeste…