yazmasam deli olacaktım!
Benim Dünyam
Şubat – 2010′un Son Demlerinde…
4 Mart
Yine uzun zaman oldu bir şeyler yazmayalı. Şu an saat tam 23:59, uyku da bastırdı. Bugün de daha önceki günler gibi hiçbir şey yazmak istememiştim aslında; ama sonra dayanamadım. En azından şu son dönemde neler yaptığımı başlıklar halinde yazayım istiyorum. Biraz uzun bir yazı olabilir ve bu yazı size kültürel anlamda hiçbir şey katmayabilir. Üstelik kimi yerlerinde anlattığım şeyleri bilmek istemeyebilirsiniz ya da birçok paragrafımın gereksiz olduğunu düşünebilirsiniz. Size hak veriyorum; çünkü ben çoğunlukla bencil bir günlük yazarıyım. Öyleyse tüm bunlara hazır değilseniz, yazının devamını okumayabilirsiniz.
Devamı »
5 Şubat 2010 – Cuma
6 Şubat
Gündüz eniştemle Call of Duty: Modern Warfare 2‘yi Veteran ayarlarda oynamaya devam ettik, bitti sayılır.
Diğer yandan ben yıllardır oynamayı çok istediğim ama bilgisayarımı yenileyemediğim için bir türlü oynayamadığım, büyük sevdam, Spider-Man 3‘ü kurdum ve oyunun keyfine varmaya başladım. Yeni hareketler açıldıkça New York‘un uzun binalarının arasında ağdan ağa gezmek gerçekten muhteşem.
Yakında oyunun oynanışıyla ilgili bir video çekip hasretimi giderdiğim anları sizinle paylaşacağım.
Bugün normalde Bulut‘la buluşacaktım, eniştem gittikten sonra ben de hazırlanmaya başlamıştım ki önemli bir telefon geldi. İşle ilgili bir görüşme yapmam gerekecekti; bu yüzden Bulut’la olan buluşmamızı iptal etmek zorunda kaldım; ama ne yazık ki o görüşme de daha sonra iptal oldu. Şanssızlıklar yönünden diğerlerine göre zengin bir gündü bu.
Saat 03:10 suları ve bu özeti yazdığımda bilgisayarımda hiçbir şarkı çalmıyordu…
4 Şubat 2010 – Perşembe
5 Şubat
Öğleden önce uyandım.
Öğleden sonra omzumdaki sakatlık nedeniyle Sarp Tıp Merkezi‘ne gittik. Genel Cerrahi uzmanıyla görüştüm. Herhangi bir sakatlık tespit edemediğini, büyük bir ihtimalle birkaç lifin attığını söyledi. Gerekli kremleri yazdıktan sonra nasıl kullanacağımı tarif etti. Kardeşimi de çocuk doktoruna gösterdik, göğsünün üzerine yattığında bir ağrı çekiyordu. Bir de antrenmanlar sırasında çok fazla kesildiğini farketmiştik. Onda da ciddi bir şey yoktu.
Akşama doğru Fenerbahçe – Bursaspor maçını seyrettim ve keyfim inanılmaz seviyelere çıktı. Takım gerçekten çok dirençli oynuyordu. Zekice kurulan atakları gördükçe ve atılan 3 golden sonra keyfime diyecek yoktu. Üstelik ben Bursaspor karşısında mağlubiyet bekliyordum.
Maç başladıktan biraz sonra eniştem geldi. Maçı onunla seyrettik. Sonra normal ayarlarda bitirdiğimiz Call of Duty: Modern Warfare 2‘yi her zaman yaptığımız gibi bu sefer Veteran (en zor) ayarlarda bitirmeye karar verdik. Gecenin ilerleyen saatlerine doğru oyunun büyük bir bölümü bitmişti; ama saat 3 sularında uykumuza yenik düşüp yattık.
3 Şubat 2010 – Çarşamba
4 Şubat
11 sularında kalktım. Teyzem, ananem ve annem varken öyle sıradan bir kahvaltı etmem beklenemezdi. Her zamanki gibi şaheser tadında bir kahvaltıyla güne inanılmaz güçlü bir başlangıç yaptım.
Kahvaltıdan sonra telefonum çaldı ve telefondaki güzellik beni kapının önünde beklediğini söyledi. Duş falan alacaktım ama bu sürpriz üzerine apar topar dişimi fırçalayıp, yüzümü yıkayıp, üstümü de giyerek dışarı fırladım. Güzellikle çay içip birkaç saat sohbet ettik. Daha sonra arabayla onu evine bıraktım ve geri döndüm.
Eve döndükten sonra Cem geldi. Kendisi için indirmiş olduğum oyun yanlış oyunmuş, doğrusunu indirdik. Sonra yanlışlıkla indirdiğim oyunu da kendisine vermeyi teklif ettim, kabul etti. 2 DVD’ye oyunları koyup işimizi hallettik. Medieval Total War ve Medal of Honor: Pacific Assault oyunlarını oynayacak Cem.
Bu işleri yaparken epey vakit harcadık ve karnımız acıktı. Önce mangal yapmaya karar verdik ama sonra hava muhalefeti ve ekipman yetersizliği sebebiyle Optimum‘a yemek yemeye gittik. Pideköy‘ün efsanevi pidelerinden (karışık ve kuşbaşılı) istedik ve üstüne de daha önce lezzetiyle bir yazıma konu olmuş olan kaymaklı künefelerden söyledik.
Bu elde ettiğimiz enerjiyi harcamanın en kolay yolunun ise Bowling oynamak olduğuna karar verdik ve iki tur Bowling oynadık. Rezalet bir Bowling oyuncusu olduğumu düşünürüm; ama bu gece 141 sayıyla pek de fena değildim. İki oyunun ikisini de ben kazandım.
Bowling’den çıktıktan sonra Cem beni eve bıraktı, evde unuttuğu 2 DVD‘yi kendisine verdim ve evine gitti.
Saat 02:38, bir daha böyle günleri biriktirip hepsini bir arada yazmayacağım, umarım.
Tüm bu gün özetlerini yazdığım sıralarda bilgisayarımın müzik çalarında hiçbir şey çalmıyordu.
2 Şubat 2010 – Salı
4 Şubat
Her zamanki saatlerimde uyandığımı varsayıyorum. (yine unuttum, evet.)
Bilgisayarda günlük medya takibimi yaptım ve varolan işlerimle ilgilendim. Berkon projesi üzerinde çalıştım. Altyapıdaki bazı problemleri giderdim.
Eniştemle birkaç saatlik bir çalışma sonucunda Call of Duty: Modern Warfare 2‘yi de başarıyla bitirdik. Gerçekten güzel bir son hazırlamışlar ve oyunun devamının geleceğini belli eden sorularla oyunu sonlandırmışlar. Muhteşemdi ve devamını hevesle bekliyoruz. Bu süre zarfında internet üzerinden Call of Duty oynamanın nasıl bir şey olduğunu deneyerek tecrübe etmek istiyorum.
Şiddetli omuz ağrımdan dolayı akşam gitmem gereken antrenmanıma gidemedim. Sanırım Capoeira‘yı bir kenara bırakıp bir süre kardiyo ve fitness ile devam etmek zorundayım. Perşembe günü bunu Halit hocayla konuşsam iyi olur.
Gece çok geç saatte, hatta sabaha yakın yattım. Pişman değilim.
1 Şubat 2010 – Pazartesi
4 Şubat
Haftanın ilk günü olması benim için pek bir şey ifade etmiyor. Zira okulum tatil olduğu için bana her gün bayram.
(Bu söylediğimden okulu sevmediğim gibi bir anlam çıkmasın; çünkü hazırlıkta okuyor da olsam gayet eğleniyorum okulumda. Hatta Gölbaşı gibi Ankara’nın dışında sayılabilecek bir yere gitmek zorunda kalsam bile. Bir ara bu konuyla ilgili yazı yazayım.)
Günün çoğunluğunu hakkımda sayfasını düzenleyerek ve bir türlü tatmin olamayarak geçirdim. Yine hoşuma gitmeyen bir şey farkedersem, yine düzenlerim; pişman değilim!
Öğleden sonra Batıkent‘te Bulut‘la buluştum ve onların evde biraz iş konuştuk. Bulut bana Network Marketing sektörünün bir üyesi olan QuestNet‘ten ve şirketin çalışma prensibinden bahsetti. Daha sonra Bahçeli - 7.cadde‘ye geçip yine QuestNet‘in çalışanlarından olan ve Bulut’un arkadaşı olan Banu ile konu üzerine sohbet ettik. Bu arada Burger King’de yemek yiyorduk sohbet ederken. Kendileriyle tanıştığıma memnun oldum.
Ankara Hukuk’tan mezun olmak üzere olduğu halde Hukuk okumayı düşünmeyip Network Marketing alanında çalışmak istemesi beni gerçekten etkiledi, zor ve iddialı bir karar bu.
Eve dönerken eniştem aradı. O da bize geliyormuş. Bu demekti ki: oyun zamanı! Eve gelince internetten Call of Duty: Modern Warfare 2′yi, 1.5 saatte çektim. (oyun 11 gb, dikkatinizi çekerim.
) Hemen oyuna başladık ve gece 3′e kadar oynadık. Oyunun büyük bölümünü bitirdikten sonra uykumuza yenildik ve yattık.
Son Yorumlar