2010 Tatili ve Yeniden Ankara
Ankara’dan gideli uzun zaman oldu. İki aydır başka başka yerlerdeydim ve Türkiye sınırları içinde Ankara’dan mümkün olduğunca uzak mevkilerde gönül eğlendirme peşindeydim. Bunun sebebi Ankara’da geçirdiğim son üç ayın bir hayli karışık ve duygusal çalkantılarla dolu olması olabilir, hatta kesin odur. Beyin nasıl fazla çalışmayla yoruluyorsa, ruhun da fazla üzerine gitmemek gerekiyor, bunu öğrendim. Buralardan gittiğim günleri şöyle bir düşünüyorum da, gelene kadar epey yol katetmişim, özüme dönmüşüm neredeyse…
Yukarıda bahsettiğim duygusal çalkantılar bazı kesimlerde merak uyandırabilir ve ben de bazen çok çok daha açık konuşmak istiyorum aslında. Hatta bazen internette sanal bir kimlik oluşturup içimden geçen her şeyi açık açık oraya yazayım istiyorum; ama sonra vazgeçiyorum. oguzhandogan.net’te olabildiğince açığım zaten ve sanırım dökmek istediğim diğer şeyleri kimsenin görmesine gerek yok. Sadece kendim okuyabileceğim bir dizin oluşturup oraya da yazabilirim belki… Neyse.
Ankara’dan ayrıldığım günlerde kafam tek bir mesele ile allak bullak olmuştu. Ne düşüneceğimi bilemez, nasıl davranacağıma karar veremez haldeydim. Kelimeler anlamlarını kaybetmeye başlamış ve ben bu anlamsızlık içinde boğulmanın eşiğine gelmiştim. Çareyi bir süre Ankara’dan uzaklaşmakta buldum. Başlarda pek işe yaramamış gibi görünse de uzaklaşmak iyi gelmişti. Hala çok açık konuşmadığımın farkındayım ama bu mesele en fazla şu kadar açılabilir: Az daha iki kişilik bir savaşın tek mağlubu oluyordum. Az daha teslim oluyordum. Şimdilerde ise o zamanki kayıplardan eser yok… Artık tecrübeli bir kumandan olarak ordularımın başındayım ve yeni savaşlara hazırım.
Denizli’den Ankara’ya gelirken 3-4 saat direksiyon sallamak zorunda kaldım. Aslında Ankara’dan giderken fazla yorulmamıştım; ama dönüş yolu -belki de biraz kalabalık olduğundan- yorucu geçti. Polarize bir güneş gözlüğünün uzun yolda ne kadar işe yaradığını öğrenmiş oldum bu arada. Siz siz olun, güneş gözlüğünüz olmadan uzun yola çıkmayın. İki gözü de bırakırsınız yolda valla. Ben çok faydasını gördüm.
Bu iki ayın en güzel yanı Samsung N150 netbook idi. Sanırım bir dahaki yaza kadar onu fazla kullanmayacağım; ama bugüne kadar görevini başarıyla yerine getirdiği için ona teşekkür etmem gerekiyor. Artık görevi evdeki masaüstü canavarım devraldı ve onu gerçekten çook özlemişim…
Okul açılana kadar 13 günüm var. Bu 13 günü iyi bir şekilde planlayıp hem arkadaşlara vakit ayırmam hem de internetle ilgili işlerimi halletmem gerekiyor. Çoğunluğu boşa geçen iki aylık bir tatilin ardından vakit kaybetmeye tahammülüm kalmadı. Artık üretkenlik vaktidir. Ama bu tatilin de üretken bir tarafı vardı aslında. oguzhandogan.net’e yeniden yazmaya başladım ve daha önce hiç olmadığı kadar uzun süredir aralıksız yazıyorum. Umarım bu belli bir tempodur ve artık bu tempoyu çok da düşürmeden yazmaya devam ederim. Artan istatistiklerle ilgili bir yazıyı yakında sizlerle paylaşmayı düşünüyorum. Bu istatistiklerin sebebi siz okularsınız ve bununla gurur duyabilirsiniz.




