İplerin Ucunu Gevşetiyorum
Bundan yirmi beş gün önce yazdığım son blog yazısında aynen şunları söylemişim:
“oguzhandogan.net’e yeniden yazmaya başladım ve daha önce hiç olmadığı kadar uzun süredir aralıksız yazıyorum. Umarım bu belli bir tempodur ve artık bu tempoyu çok da düşürmeden yazmaya devam ederim. Artan istatistiklerle ilgili bir yazıyı yakında sizlerle paylaşmayı düşünüyorum. Bu istatistiklerin sebebi siz okurlarsınız ve bununla gurur duyabilirsiniz.”
Aradan yirmi beş gün geçmiş ve ben tek bir harf yazmamış durumdayım, birkaç yorum dışında. Ne yazık ki hayattaki planlar her zaman istendiği gibi tıkırında yürümüyor. Hele benim yaptığım planlar, hiçbir zaman tam olarak benim istediğim sırada ve zamanda gerçekleşmiyor.
Üzerinde biraz düşündükten sonra bu “planlayamama” durumunun aslında beni çok da rahatsız etmediğini farkediyorum. Benim için planlanan eylemlerden çok, kendi kendine gelişen, zamansız olan ve aniden kendimi kaptırdığım her şey daha faydalı.
Sırf can sıkıntısından okumaya başladığım bir kitabı, aylardır okumak isteyerek başladığım bir kitaptan daha çok sevme ihtimalim neredeyse yüzde yüz.
Defalarca fizibilitesini yaptığım, kafamda çizdiğim, kağıtlarda örneklerini çıkardığım bir web sitesinin prototipini elime alıyorum ve diyorum ki: “işte bu prototipe uygun bir web sitesi geliştireceğim.”
Bugüne kadar bu cümle ile başladığım projelerin hiçbirini bitirmedim.
Öte yandan gecenin bir yarısı aklıma gelmiş ve uygulamaya koyduğum birçok proje kısa süreli ya da uzun süreli olarak değişik başarılara ulaştı.
Tüm bu düşünceler beni “ipleri biraz daha gevşetmek” kararına götürdü. Yine kendiliğinden gelişen bu karar sonucunda planladığım birçok şeyden vazgeçtim; ama öte yandan daha önce planladığım tüm o “şeylerin” gerçekleşme ihtimalinin artık çok daha yüksek olduğunu biliyorum…
Dolayısıyla bundan sonra hangi günler ne tür yazılar yazacağımı da bilmiyorum. O yüzden oguzhandogan.net’in geleceği ile ilgili hiçbir fikrim yok.
Emin olduğum bir şey var, yazmayı elim kalem tuttuğu sürece bırakmayacağım. Yazdıklarımı yayınlamak konusunda ise her zaman aynı istikrarı göstermeyeceğimi biliyorum.
Burada yazmak istemediklerim var, tüm bunları kimliksiz olarak yine internet üzerine dökebilirim ya da bir tomar saman kağıdına yazıp bu kağıtları da bir yerde ateşe verebilirim.
Dedim ya, artık bilmiyorum! Bilmemek güzel, hepinize tavsiye ederim…
Bir sonraki yazıya kadar, hoşçakalın.





