Oruç ve Kendime Hükmetme Mücadelem
Ramazan ayını çok severim. Çoğunlukla sahte de olsa insanlar arasındaki hoşgörü, birliktelik ve mutluluk tablosunu görmek hoşuma gider. En azından isteyince insanların birbirine tahammül gösterebildiğinin en büyük kanıtı kocaman Ramazan sofralarıdır. İslam dinin bütünleştirici taraflarından biri bu olsa gerek. Dinleri ve ayrıntılarını belki daha sonra konuşuruz; ama şimdi daha özel bir konuyla ilgili düşüncelerimi dökme vakti: oruç tutmak.
Hayatım boyunca en büyük amaçlarımdan biri mantığıma ve duygularıma hükmedebilmek oldu. Kendimle ilgili her şeye ben karar vermek istedim. Hislerim ancak ben istersem özgür kalmalı. Hiç kimse gözlerime bakarak ne düşündüğümü anlayamamalı; ama ben istediğimde bakışlarımla düşüncelerimi dışavurabilmeliyim. Bu amaç doğrultusunda hiç boş durmadım. Hükmetmeye bedenimden başlamam gerekiyordu, ben de öyle yaptım.
Aklıma esen birçok sporu en ince ayrıntısına kadar öğrendim. İnsan vücuduna hükmetmenin en iyi yollarından biri uzakdoğu sporlarıdır; çünkü bu sporların temel amacı vücut üzerinde sonsuz denetime ulaşabilmektir. Bu sebeple değişik değişik uzakdoğu sporlarını yakından tanımaya çalıştım, çalışıyorum. Hala birçok değişik spor dalı ile ilgili araştırmalar yapıyorum, yeri geliyor, uyguluyorum. Sanırım yavaş yavaş vücudum üzerindeki kontrolü ele geçirmeye başladım. Sıra asıl amacıma geldi; çünkü vücudu kontrol etmek, düşünceleri kontrol etmeye giden yolda küçük bir patikadan ibaret.
Düşünceler, kaslarla karşılaştırılamayacak kadar güçlüdür. Kaslara hükmedebilmek kıyasla daha kolaydır. Düşünceler üzerinde denetim kurabilmek için benimki gibi sıradan bir insan beyninin çok çabalamaya ihtiyacı vardır ve bu yolda ne zaman ne kadar yol katedileceği bilinmez. Biliyor musunuz, karşınıza (çook) güzel bir kız çıkması size tahmin edemeyeceğiniz kadar yardımcı olabilir. O’nun gözlerini, saçlarını ve sesini düşünmeden durabildiğiniz müddetçe düşüncenizi denetim altına alabilmişsiniz demektir. Ben mi? Hayır, henüz başaramadım.
Başaramamak benim azmimi kırmıyor aslında. Tam tersi, daha da motive oluyorum. Her seferinde kendimi başarıya daha da yaklaşmış hissediyorum. Gün gelecek, aklım benim istediklerimle dolacak, kalbim ben nasıl emrettiysem öyle çarpacak. Bunun hayali bile beni hayata daha sıkı bağlıyor. Yeni yollar, yeni kaynaklar aramaya itiliyorum.
İşte oruç tam da bu noktada devreye giriyor. Oruç, İslam dininde neyi ifade ederse eder; aslolan, bana neyi kazandırdığıdır. Oruç, düşünmek istemediğim şeyleri düşünmemeyi, söylemek istemediğim şeyleri söylememeyi, dinlemek istemediklerimi dinlememeyi ve görmek istemediklerimi görmemeyi öğretiyor. Aklımın odalarını dolduran her şeyi, oradan kovabilmem için bulunmaz bir fırsat oruç tutmak. Yazının başlarında söylediğim, hayatımın en büyük amaçlarından birine, kendime hükmetmeye giden yolda oruç, benim için bir yardımcı.
İşte bu yüzden, bu gece de sahura kalkacağım.



