Maç Analizi: Young Boys – Fenerbahçe
Fenerbahçemiz sezonun ilk resmi maçını Şampiyonlar Ligi 3. Öneleme turunda Young Boys ile oynamıştı. Young Boys ile deplasmanda 2-2 berabere kalıp avantajlı bir sonuçla evimize dönmüştük ama maç boyunca hop oturup hop kalktığımız konusunda benimle aynı fikirdesiniz herhalde. Kabul edelim ki takımımız pek de istediğimiz gibi bir oyun sergilemedi ve oldukça hızlı bir takım olan Young Boys biraz da yetenekli son vuruşlar yapabilseydi ya da bizim şansımız yanımızda olmasaydı (Volkan’ın muhteşem performansını es geçiyorum) bu maç bizim için büyük bir hezimetle sonuçlanabilirdi.
En Büyük Sorunumuz: Savunma Anlayışı
Maça başlar başlamaz daha ilk dakikadan verdiğimiz net gol pozisyonları ile hepimizin yüreği ağzına geldi ve genelde sağlam defansı ile anılan takımımızı böyle kolay pozisyon verir halde görünce haliyle biraz afalladık. Dolayısıyla gözümüze çarpan ilk ve en büyük eksik takımın savunma sistemi ile ilgiliydi.
Öncelikle maçtaki savunma hattımıza bir bakalım: Andre Santos, Bekir, Bilica, Önder.
Kolayca görüleceği gibi savunma hattımızın en önemli iki oyuncusu, bakın önemli oyuncularından ikisi demiyorum, en önemli iki oyuncusu Diego Lugano ve Gökhan Gönül‘den yoksun başladık maça. Daha ilk dakikalardan hem Lugano’nun hem de Gökhan’ın eksikliğini hissettik.
Önce Önder‘in kanadından bindirme yaptı Young Boys ve Önder bu baskı karşısında ne yapacağını şaşırdı. Maçın başındaki bu baskı maç boyunca Önder’in korkak oynamasına ve hatalı paslar vermesine sebep oldu. Tek bir maçla karar verdiğim düşünülmesin, uzun süredir Önder’in iyi bir yedek olamayacağını düşünüyorum. Bu maçla da görüşümü destekledi ne yazık ki.
Öte yandan ilk golü yediğimiz rakip atağında Andre Santos rakibin kafa vurmasına engel olamadı. Burada suçu Andre Santos’a yüklemek ne kadar doğru olur, orası tartışılır; çünkü biliyoruz ki iyi bir stoper hattı ile kafa vuruşlarından doğacak tehlikeyi engelleyebilmek mümkün. Burada hatayı Bekir ve Bilica’da aramak daha doğru olacaktır. Bu vesileyle Bekir’in de gününde olmadığını söyleyelim. Bilica ise takımımız kapandığında ortaya koyduğu performansla kendini affettirdi, Andre Santos da maçın başlarında yaptığı hataları daha sonraki iyi oyunuyla aklımızdan silmiş olsun.
Fakat savunma deyince akla sadece geri dörtlü gelmemeli elbette. Takım bir bütün olarak savunma anlayışından yoksundu. İleri gidenler çabuk dönmedi, Young Boys kalemize çok çok rahat geldi. Orta alanda baskı neredeyse sıfırdı, öyle ki bir ara Rıdvan Dilmen‘in de dikkat çektiği nokta Young Boys’lu oyuncunun tek başına 40 metre top sürdüğüydü. Baskı olmazsa, çocuk bahçesini geçer gibi gelirler kalenize, golü de atıp giderler, arkalarından bakakalırsınız.
Takımın genel olarak savunma özelliğinin düşmesinin sebebi kanatlardaki oyuncularımız da olabilir. Stoch zaten kendi röportajında söylemişti savunma yönümü güçlendirmem gerekiyor, diye. Kaldı ki hücumcu kanat oyuncularının savunma yönleri zaten zayıftır, bu genel-geçer bile sayılabilir. Öte yanda Kazım’ın zaten ne kadar başınabuyruk bir oyuncu olduğunu söylemeye gerek yok, onun kanadında da problem çoğunlukla Kazım’dan kaynaklanıyordu. O’na ayrı bir paragraf ayırdım zaten.
Kanatların savunma yapmadığı bir takımda bir de ortada Alex varsa, işiniz zor demektir.
Stoch İyi Sinyaller Veriyor
Maçın en iyi iki adamını saymak gerekirse bunlardan biri Volkan diğeri de Stoch‘du. Stoch’dan bahsedelim. Maç boyunca Fenerbahçe’de görmeye alışık olmadığımız kadar hareketli bir görüntü çizdi. Tam bir kanat oyuncusu gibi davrandı. Maçın kaderini değiştireceği her hareketinden belliydi ve attığı gol sadece oyununu süslemekle kaldı; çünkü güzel ve etkili futbolu golünün önüne çoktan geçmişti. Bu yüzden Stoch’la ilgili görüşlerim kendisinin skora etki etmesiyle alakalı değildir. Kaldı ki ilk golde takımı atağa kaldıran Stoch’dur ve ikinci golü de bizzat kendisi atmıştır.
Tabi tüm bu güzel özelliklerin tek maçlık kalması halinde hepimiz avucumuzu yalarız. Gönlüm, böyle genç ve yetenekli bir oyuncunun bizi kandırmak için değil, futbolu sevdiği için güzel oynadığından yana.
Ah Kazım, Vah Kazım
Kazım‘a oldum olası bir sempati duymuşumdur. Herkes de bilir ne kadar sevdiğimi. Meşhur kelepçe skandalından sonra takımda kalmasını isteyen nadir insanlardandım herhalde; ama o yöndeki görüşüm değişmedi. Önder’i mecburiyetten affedip Kazım’ı göndermek kulübün saygınlığına gölge düşürdü, her neyse.
Kazım bu maçta yine yaptı yapacağını ve maçın yarısında, böyle önemli bir müsabakada abuk subuk hareketleri yüzünden takımı kendinden eksik bıraktı. Bu hareketiyle de daha lig başlamadan eksi tas, eski hamam olduğunu herkese gösterdi. Artık forma şansı bulur mu bilmiyorum; ama bulduğu her şansı çok çok iyi değerlendirmek zorunda eski güveni kazanabilmesi için, bu saatten sonra da bu taraftarın daha fazla tahammül sınırlarını zorlamanın alemi yok. Kazım bitmiş gibi bi şey oldu.
Baskı Yapmayan Takım Kabetmeye Mahkumdur
Bu sözü de şimdi uydurdum; ama doğru. İzlediğimiz Fenerbahçe görmeye alışık olduğumuz Fenerbahçe değil. Hele hele geçen seneki muhteşem kondisyonerimiz Roland Koch‘un dirençli futbolcularından sonra aynı futbolcuları sahada yarı uykulu halde görmek canımızı çok sıktı. Ne olursa olsun takımın kondisyonu çok yüksek olmak zorunda ve bu anlamda her türlü önlem vakit daha erkenken alınmalı. Aksi halde bu seneyi dakika 75′den sonra yediğimiz gollerle anabiliriz, benden söylemesi.
Top rakipteyken press yapmadık golden sonra. Orta alanda çok boşluk bıraktık press olmadığı için.
Kartlar ve Değişiklikler
Bekir’e gösterilen sarı kart kesinlikle hatalı. Pozisyonu çok dikkatli incelemeye bile gerek görmeden omuz omuza mücadele deyip geçebilirsiniz; ama ben yine de iyice inceledim, hakikaten de omuz omuza mücadele. Bu da hakemin nazar boncuğu olsun, kötü maç yönetmedi. Hatta az sayıda hatası da bizim lehimizeydi.
Gökhan‘ın çıkıp Selçuk‘un oyuna girmesi yerinde bir değişiklikti. Bense daha garantici bir insan olduğum için bu değişikliği ikinci yarının başında yapmasını bekledim. Çünkü on kişi kaldıktan sonra Selçuk gibi atakları kesen bir oyuncu girmesi gerekiyordu. Gerçi o bazen durumu abartıp karşı takımın ataklarıyla birlikte bizimkileri de kesiyor ama olsun, sonuçta kesiyor yani adam. Kesici Selçuk. Yürü be!
Semih ve Alex değişikliğinin yerinde olacağını, Alex’in yorulduğunu ve Semih’in o bölgede savunmaya yardım edeceğini düşünüyordum; fakat gördüm ki Alex’in en yorgun hali dahi Semih’ten iyiydi. Semih bitik bir görüntü çizdi.
Sonuç
Sonuç olarak sezonun ilk resmi maçında içimizi açan bir futbol ortaya koymadı Fenerbahçe. Eksiklerimizin tamamlaması ve takımın birbirine uyum sağlamasıyla birlikte bu sorunlardan bir bir kurtulmak ümidiyle, Fenerbahçe’yi KOCAMAN seven bir teknik direktör ile KOCAMAN başarılara gitmek dileğiyle,
kendinize iyi bakın ve yorumlarınızı eksik etmeyin.


