Yazmasam Deli Olacaktım!

Oldum sayılır. Deli oldum. Yazmayalı 6 gün olmuş. Zaten bu günlük için uzun bir süre; ama bana çok daha uzun geldi. Sanki yıllardır hiçbir şey yazmıyormuş gibi hissediyorum kendimi. Böyle arada zaman bırakıp toplu toplu yazmaktan hiç hoşlanmıyorum aslında. Her seferinde kendime söz veriyorum, bir daha arayı bu kadar açmayayım diye. Ama ne oluyorsa bir şekilde oluyor ve ben günlüğümden uzak kalıyorum.

Aslında birkaç defa oturdum şöyle neler olup bittiğini anlatmak için. Ama her seferinde farklı farklı sebeplerden ötürü öylece baktım ekrana. Sonra da hiçbir şey yazmadan kapattım sayfayı. En iyisi Aralık – 2009 ‘ un başından itibaren neler oldu, bundan sonra da neler olacak, biraz dertleşelim günlükle. :)

Yeniden Capoeira

Sanırım Aralık ayının benimle alakalı en önemli olayı budur. ÖSS belasından önce yaklaşık 7 ay Capoeira yapmıştım. Çok da sevmiştim. Hatta istikrarı tutturabildiğim nadir antrenmanlardır Capoeira antrenmanları. Üstelik daha önceki spor kulübü deneyimlerim gibi ciddiyetsiz bir ortam yok Ankara Capoeira Derneği‘nde. Sanırım benim düzenli devam etme isteğim de buradan geliyordur.

Şimdi Capoeira’nın ne olduğunu merak edenler de olacaktır. Kimi daha önce bu ismi hiç duymamış olmasına rağmen yukarıdaki resimden hatırlayacak, kimi ise yukarıdaki resme de bir anlam veremeyip “bu godik Oğuzhan neden bahsediyor böyle?” cümlesiyle beraber suratına Amerikan filmlerinde “what the hell” diye bakan zencilerin ifadesini yerleştirecek.

Ben de içinize su serpercesine söylemeliyim ki bundan sonraki yazılarımda Capoeira ile ilgili bilgiler de bulabileceksiniz. (Nasıl da rahatladınız değil mi?) Hem belki iş ciddiye binerse ayrı bir kategoride Capoeira ile ilgili düzenli paylaşımlarda bulunabilirim. Belli mi olur lem? :)

DTP Kapatıldı

Şimdi bu paragrafa “Siyasi anlamda çalkantılı bir dönemden geçiyoruz” diye başlamak isterdim; ama yazıyı okuyanların “ulan zurna, ne zaman çalkantılı değildi de şimdi çok ilginç bir şeymiş gibi söylüyorsun?” diyerek kulağımı çınlatmasını istemiyorum. Zira doğrudur; Türkiye’nin gündemi, sakinlerinin (pek de sakin olmayan sakinlerinin) sürekli kavgaya tutuştuğu mahallelere benziyor. Magazin programları artık siyasi olaylara bile el atmaya başlamış. O derece yani.

Parti kapatma konusunda ise yine bir kısır döngü içerisinde olduğumuzu söyleyerek hepinizin moralini bozasım var. DTP’nin kapatılması tüm yurtta sevinçle karşılanırken, insanların suratındaki “devlet yırttı amk, g.tü kurtardık la” ifadesi beni dumura uğratmakta. Zira aynı gelenekten gelen birçok partinin kapatılması sonucunda bugün yine o geleneği devam ettiren DTP’nin, ülkenin doğusunda birçok ilde yerel yönetimin başında olduğunu belirteyim. Kısacası partiyi kapatmak, sakalı kesmek gibi, daha da güçlenerek karşınıza çıkmasını sağlıyor.

Ama ne yalan söyleyeyim, detepenin kapatıldığını ve başkanların siyasi yasak aldığını öğrendiğimde sanki ayağım gıdıklanıyormuş gibi hissettim kendimi. Öyle sevindim, yüzüme bi gülücük yerleşti kendiliğinden.

Hayatım Sınav

Hayattaki en büyük bela sınavlar arkadaş. Bırakmıyorlar yakasını insanın:

  1. İlköğretim hayatımız sınavlarla geçti.
  2. İlköğretimin sonunda bir koca sınav dayadılar. (Şimdilerde üç oldu, bahsetmek bile istemiyorum.)
  3. Büyük sınavı atlattık, liseye başladık. Lise hayatımız sınavlarla geçti.
  4. Lisenin sonunda babalar gibi bir sınav daha dayadılar. (Şimdilerde iki oldu, ondan da bahsetmek istemiyorum.)
  5. Onu da atlattık. Ehliyet alacağız artık, araç süreceğiz. Bir bakıyoruz, babababammm, bir sınav daha. (tamam bu çok gerekli; ama adabıyla yapılmıyor ki arkadaş. kardeşimi soksam sınava o da geçer yani.)

Bundan sonra karşıma çıkacak sınavların bilincinde olsam da, adlarını anmak istemiyorum. Zira hepsinin adı iki-üç senede bir değişiyor. ÖSS‘nin ABS olacağı günleri de göreceğiz inşallah.

Yazmasam Deli Olacaktım

Söylemekten bıkmıyorum bu cümleyi. Her söyleyişimde de Sait Faik’e binlerce kez teşekkür ediyorum. Çünkü en iyi bu şekilde anlatılabilir. Yazma zevkini en iyi bu cümleyle ifade edebilir insan. Ve ben de şimdi baktm da, ne kadar özlemişim yazmayı. Her seferinde olduğu gibi, bu sefer de kendi kendime “daha sık yazacağım” konusunda bir söz veriyorum. Tutmak mümkün olur mu bilemiyorum; ama önce atmak lazım. :)

Benzer Yazılar